“Herkes Telsizci Olmalı” Söyleminin Tehlikesi


Son yıllarda özellikle büyük afetlerin ardından sıkça duyulan bir cümle var:

“Herkes telsizci olmalı.”

İlk bakışta kulağa sorumluluk sahibi, dayanışmacı ve hatta romantik geliyor. İletişimin çöktüğü anlarda telsizin hayat kurtardığına dair sayısız örnek varken bu söyleme itiraz etmek neredeyse ayıp sayılıyor.
Ancak meseleye biraz daha yakından bakıldığında, bu cümlenin iyi niyetli ama tehlikeli bir yanı olduğu ortaya çıkıyor.

Telsiz Sahibi Olmak ≠ Telsizci Olmak

En büyük yanılgı burada başlıyor.

Bir telsiz satın almak, hatta bir çağrı işareti almak sizi telsizci yapmaz.
Telsizcilik;

  • frekans disiplini,
  • haberleşme etiği,
  • propagasyon bilgisi,
  • kriz anında doğru konuşma ve susma refleksi gibi becerilerin bir bütünüdür.

Afet anında “herkes konuşsun” anlayışı, pratikte kimsenin konuşamaması anlamına gelir.

Afetlerde Gürültü, Bilgi Kadar Tehlikelidir

Afet haberleşmesinin en büyük düşmanı sessizlik değil, gürültüdür.

Aynı frekansta:

  • kontrolsüz çağrılar,
  • gereksiz tekrarlar,
  • duygusal ama bilgi içermeyen konuşmalar kanalı kilitler.

Bu durum gerçek acil çağrıların kaybolmasına, hatta tamamen duyulamamasına yol açar.
İyi niyetli bir kalabalık, farkında olmadan hayat kurtarması gereken iletişimi felç edebilir.

“Herkes” Söylemi Sorumluluğu Bireye Yıkar

Bu söylemin bir başka tehlikeli yönü de sosyopolitiktir.

“Herkes telsizci olmalı” denildiğinde şu ima edilir:

“Resmî sistemler çalışmıyorsa, çözümü bireyler bulsun.”

Bu yaklaşım:

  • kurumsal afet haberleşmesindeki eksikleri görünmez kılar,
  • plansızlığı normalleştirir,
  • sorumluluğu gönüllülere ve amatörlere yıkar.

Oysa amatör telsizcilik, devletin yokluğunu telafi etmek için değil, devletle entegre çalışmak için vardır.

Eğitim Olmadan Yaygınlık, Felakettir

Bir yeteneğin yaygınlaşması, ancak eğitimle birlikte anlamlıdır.

Ehliyetsiz herkesin ambulans kullanması ne kadar tehlikeliyse,
eğitimsiz herkesin kriz frekanslarına çıkması da o kadar tehlikelidir.

Afet haberleşmesi:

  • hiyerarşi ister,
  • görev paylaşımı ister,
  • rol tanımı ister.

“Herkes telsizci” olursa, kim dinleyecek? Kim yönetecek?

Doğru Cümle Ne Olmalı?

Sorun cümlede değil, vurgu yerindedir.

Yanlış söylem:

“Herkes telsizci olmalı.”

Doğru ve sağlıklı söylem:

“Yeterince eğitimli, organize ve sorumluluk sahibi telsizci olmalı.”

Nicelik değil, nitelik hayat kurtarır.

Amatör Telsizcilik Bir Oyuncak Değil, Disiplindir

Telsizcilik:

  • kriz anında panik bastırma sanatıdır,
  • kısa konuşma disiplinidir,
  • “ben” değil “kanal” odaklı düşünmektir.

Bu kültür aktarılmadan yapılan her “yaygınlaştıralım” çağrısı,
amatör telsizciliği güçlendirmez — zayıflatır.

Sonuç: Herkes Telsizci Olmamalı, Ama Herkes Ne Olduğunu Bilmeli

Toplumun:

  • telsizin ne işe yaradığını,
  • ne zaman susulacağını,
  • kime kulak verilmesi gerektiğini bilmesi çok değerlidir.

Ama mikrofonu eline alacak olanlar:

  • eğitimli,
  • tatbikat görmüş,
  • kriz psikolojisini tanıyan kişiler olmalıdır.

Afetlerde kurtarıcı olan şey çok ses değil, doğru sestir.


Esasında,  amatör telsizcilik keşke bir elektronik hobi olarak kalsa ve afetlere, afetçiliğe hiç bulaşmasa, bulaşmak zorunda kalmasa.. O zaman çok adamı eler ve içinden tükürürdü.

TA4JEO

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Amatör Telsizcilik Rehberimiz Yayında! TIKLA GİT !

X