Vasıfsız yöneticiler cenneti TRAC : Moslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi bu mevzunun anahtarı
Liderlik isteği olup liderlik vasfı olmayan adamlar
Hayatta pek kişisel başarıları yok. Hasbelkader, ellerindeki sermaye gücüyle bir iş tutmuşlar. Kendileri gibi adamların üzerinde hüküm kurmuşlar. Kıç yalayıcılarıyla birlikte yönetim kadrosu için sürekli bir tehdit oluşturuyorlar. Bazıları zaten yönetici, bazıları ise yönetici olmasalar bile en küçük bir tökezlemede “derneği biz kurtardık, biz olmasak şube kapanacaktı” gibi söylemlerle çakal gibi pusuda bekliyorlar. Kaldı ki bu adamlar yüzünden kazanılamayan üyeler var.
Angaryayı yüklenen ama yönetimden uzak duranlar
Bunlar röleyi programlar, BTK lisans yenilemeleriyle uğraşır, genel merkezdeki yöneticileri tanır ve onlarla iletişim kurarlar; ancak hep geri plandadırlar. Sanki geri planda olmayı seviyor, etliye sütlüye karışmıyor gibidirler. Ama bakarsın, TRAC dışında telsizcilik faaliyetlerinde gayet aktiftirler. TRAC harici gruplar oluşturur, uluslararası platformlarda (örneğin Brandmeister, RadioID vb.) öne çıkarlar. Bilgileri yeterlidir ama pusudaki çakallardan korkarlar.
“İkinci adam” ya da “gölge adam” olmayı kabullenmişlerdir. Her işte aktif rol alsalar da lider pozisyonunda olmadıkları için içlerinde karşı konulamaz bir lider belirleme arzusu vardır. Bu yüzden sürekli birilerini gazlarlar. En kötüsü, bu hal tavırlarıyla insanları birbirine düşürürler. Kendilerini çok zeki sanmaları ve birçok insanı salak yerine koymaları da kendi adlarına trajikomik.
Üyelerin ekonomik seviyesi
TRAC, ego savaşları sonucunda zengin ve varlıklı üyelerinin çoğunu kaybetmiş bir dernek. O üyelerin çoğu kendi müstakil derneklerini kurmuş durumda. Şu anda TRAC, öğrencisiyle ve emeklisiyle ayakta kalmaya çalışıyor. Cüzi miktardaki yıllık aidatı bile şube saymanları ve sekreterleri toplamakta zorlanıyor.
Benim bağlı bulunduğum şubede, “çekirdek kadro” dediğimiz sürekli destek veren üyelerle birlikte topladığımız aylık gönüllü aidatlarla, taksitle ikinci el bir DMR röle almıştık. Başka türlü, ne genel merkezde ne de şubelerde para mevcut değil.
Dolayısıyla birkaç kişinin “lütfu” ile bir şeyler yapılabiliyor. Ancak tehlike şu: Bu ekonomik katkı bir büyük grup yerine tek bir kişinin gücüyle sağlanırsa, o kişi kendini derneğin sahibi sanabiliyor. Zaten Aydın Şube’de bu daha önce yaşanmış bir durum.
“Afetçi” baskısı
Telsizi araç olarak kullanan bazı gruplar var: off-roadçılar, bisikletçiler, izciler, afet gönüllüleri vb. Afet gönüllüsü olup bir afet derneğine bağlı olanlar, TRAC’ı bir “hasat tarlası” olarak görüp kendilerine üye devşirmeye çalışıyorlar. Neredeyse hiçbirinin el telsizi programlamaktan bile haberi yok. Ton girmekten, shift ayarlamaktan bihaberler.
Eğitim almak isteyenler var ama genelde varlıkları TRAC için müzmin bir hastalık gibi. Bu kişilerle fikir mücadelesine girdiğinde, “TRAC’ın gücü AFAD ve Sivil Savunma ile yaptığı protokoller sayesindedir” diyerek seni susturmaya çalışıyorlar. Artık baskın fraksiyon durumundalar.
Afet dernekleri hakkında açık fikrim şu:
Devlet, kendi görev alanında eksik kalıyorsa, bu boşluğu dolduran gruplar her zaman iyi niyetli olmayabilir.
Bakınız: Devlet, fakir çocukların eğitiminde yetersiz kaldı. Burs ve yurt imkanlarını sağlayamayınca bu açığı cemaat ve tarikatlar doldurdu; “öğrenci evleri” adı altında çocukları devşirdiler. Sonucunda paralel yapılanma, terör örgütü gibi sorunlar doğdu.
Devlet insan kaynağını kendi yönetemezse, o boşluğu dolduranların neye sebep olacağı kestirilemez. Şu anda afet konusunda da benzer bir durum var. Devletin yetersizliğini fırsat bilen, mantar gibi çoğalan sözde afet dernekleri ortaya çıktı. Bunun kötü sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.
Cemaat ve tarikat destekli afet derneklerine ithafen "biz onlar gibi değiliz" diyen müstakil derneklere şunu söylemeliyim ; siz de kanunun, onların da geçeceği şekilde açmış olduğu yoldan ilerliyorsunuz. Siz başımıza bela olmayacaksınız ama o yol başımıza bela olacak.
(Aynı durum izcilik kulüpleri için de geçerli; onu ayrı bir yazıda değerlendireceğim.)
CB’den gelen yaşlı tayfa
Zamanında A lisans almış olanların elini öpüyorum; zira o dönemde mors sınavı ve mülakat şartı vardı. A lisanslı telsizci olmak kolay değildi. Ancak bu abiler, yaşları gereği çok konuşuyor ve gençlere söz hakkı tanımıyorlar.
Aslında fikir sorulduğunda “ağır abi” olmaları gerekirken, çoğu dedikoducu ve dırdırcı. Yine de saygıda kusur etmek istemem.
Tahsil eksikliği
Üniversite mezuniyet oranı beklediğimin çok altında. Okul okumanın insanı “adam edeceğini” savunmuyorum; ancak üniversite, dünya görüşünü genişletmek isteyen biri için önemli bir tecrübedir. Farklı grupları tanırsın, farklı görevlerde bulunursun. Gözlemlerin ve tecrübelerin artar.
Yüksek lisans ve doktora gibi eğitimler bunu perçinler. Artan farkındalık, adalet duygunu ve tepki gücünü geliştirir. Böylece ne kıç yalayıcı olursun, ne de çakala prim verirsin. Ha, okul okumuş sığırlar da var; onlara yapacak bir şey yok.
Elektronik hobiciliğin azalması
Telsizcilik benim gözümde elektronik bir hobidir. Radyo dalgalarıyla uğraşmak, elektronik hobiciliğin şahıdır. Zaten TRAC da geçmişte bu kimliğe sahipti. 1964–1984 yılları arasında çıkarılan “TRAC Mecmuaları”, bunun en büyük kanıtıdır.
Bu dergilerde; elektronik komponentlerin kullanımından anten yapımına, telsiz devrelerinden SWL radyolara kadar pek çok konuda derinlemesine makaleler vardı. Artık onlar birer nostalji ama muhteşem kaynaklardı. Şimdilerde o yazıları yazacak kalitede insan pek kalmadı. Kendi antenini yapan, kendi devresini üreten telsizci sayısı yok denecek kadar az. Bu da beni TRAC’tan uzaklaştıran etkenlerden biri oldu.
Kişisel egom
Çakal olarak nitelendirdiğim, boş beleş gördüğüm adamların yöneticiliği altında dernek faaliyeti yürütemem. Bir dönem “hatır için çiğ tavuk” yemeye çalıştım ama sonunda ishal oldum.
Babamın derneği değil
“Sen başkan ol, sen liste çıkar” diye gazlayan, destek veren arkadaşlarım olsa da; dernekte istemediğim, sevmediğim, hatta nefret ettiğim bazı üyeler vardı. TRAC, 69 şube ve 46 temsilcilikle Türkiye genelinde faaliyet gösteren bir dernek. Yönetici olduğunda “bunu istemiyorum, bu üye gitsin” diyebileceğin bir yapı değil. O nedenle bir şeyleri beğenmiyorsan, senin istifa etmen gerekiyor. TRAC'ı beğenmeyip başka derneğe gidenlerin de zaten aklından şüphe etmek lazım. Al birini vur ötekine.
Benim dernekteki varlığım ne işe yarıyordu ?
İlk üye olduğumda gördüğüm "para desteği sağlayan derneğin sahibidir" olgusunu yok etmek adına, üyelerle konuşup gönül esaslı aylık para toplanmasına ön ayak oldum. Bu paralar ile bir dijital röle alındı, semaver vb küçük aletler edinildi. "dernek herkesindir ve demokrasi sağlanmalıdır." gerçeği söz konusu oldu.
Bilgi biriktirmek, yazmak ve depolamak gibi obsesyonlarım olmasından dolayı, kısa sürede eğitimci açığını gideren bir üye oldum. Özellikle yeni ve genç üyeler olmak üzere, İzcilik Klüpleri, Belediye Arama Kurtarma birimi gibi gruplara telsiz eğitimi verdim. Ortaya koyduğum "Amatör Telsizcinin Rehberi" de buna kanıt niteliğindedir.
Şubede sekreterlik yaptığım dönemde, hiç bir dönemde olmadığı kadar evrak giriş çıkışı yapıldı ve karar defterine karar alındı. Evrak düzeni oturtuldu.
Adnan Menderes Üniversitesi, Teknik Personel Departmanının bazı noktalarda telsiz çekiminde yaşadığı sorun için dernek üyesi bazı arkadaşlarım ile bölgede ve dmr rölede inceleme yapıldı. Konu ile ilgili görüş ve öneri raporu tarafımdan yazıldı.
Profesyonel kariyerimin (Jeoloji Mühendisliği) depremler yüzünden gündemden düşmemesi nedeniyle, bulunduğumuz ilin depremselliği, bina zemin ilişkisi, olası depremden önce yaşadığımız binalarda öngörmemiz gereken tehlikelerle ilgili dernek içi eğitimler düzenlendi.
TRAC ne kaybetti ?
Hiçbirşey! Şu an dernekten gitmem derneğe birşey kaybettirmeyecek. TRAC benimle var olmadı, benimle yok olmayacak. Ancak TRAC nisbeten değer arz eden üyelerini, verimsiz ve vasat üyeleri sebebiyle kaybederek bugünkü bilinen durumuma gelmiştir. TRAC ne yazık ki sadece IARU bağlantısı nedeniyle ayakta kalmakta. Birçok HF kullanıcısı IARU contestleri ve QSL büro ihtiyacı nedeniyle üyeliğine devam etmekte. Yoksa nisbeten bu vasatlaşmış insan kaynağı nedeniyle TRAC çok önce çökerdi.
Evet, benim fikirlerim böyle.
Biz bazen Türkiye’nin farklı illerinde faaliyet gösteren, sayıca fazla telsiz ve haberleşme derneğini görünce “kişisel egolar yüzünden kurulmuş küçük dernekler” sanıyoruz. Ama bu kadar çok haberleşme derneğinin varlığı, TRAC’ın da bir yerlerde hata yaptığını gösteriyor.Elektronik hobiciyim diyorsun ama, telsizcilikte elektronik hobi adına neler yaptın? diyenler için ;
- 3D yazıcı, ahşap, hurda metal ve dakota’dan çeşitli bir mors manipleleri yaptım.
- Arduino Uno ile hızı ayarlanabilir bir iambic Morse keyer yaptım (PA3HCM Ernst Niejenhuis’in kodlarından yararlanıldı).
- PIC16F84 mikrodenetleyicisiyle DIY mors dekoder yaptım
- PIC16F73 mikrodenetleyicisiyle mors sinyal jeneratörü yaptım (PS/2 klavye girişli).
- PIC16F84, PIC16F73 ve Arduino tabanlı iambic keyer’ı birleştirip MFJ-464 muadili bir “kombo cihaz” tasarladım.
- CH340, PL2303 ve CP2102 TTL kartlarından programlama kabloları yaptım.
- PA3FWM Pieter-Tjerk de Boer’un şemasını kullanarak Mini-Whip anten yaptım.
- Üç adet Flower-Pot dual-band anten yaptım.
- Değişken kondansatörle 7 MHz odaklı manyetik loop anten ürettim.
- SWL dinleme için loop anten ürettim.
- 1–30 MHz DIY anten tuner kiti dizdim.
- Raspberry Pi ile MMDVM modemi birleştirip kendi hotspot’umu programladım, TJC (nextion muadili) ekranla arayüzledim.
- ESP32 TTGO LILYGO modülünü programladım. (bir modülün EEPROM’unu da yakmışlığım var).
- SI4732 modülünü Quansheng el telsizine monte ederek HF dinleme özelliği ekledim (Fagci ve Egzumer firmware’leri kullanıldı).
- FT8 çalışmalarında QRP telsiz ve bilgisayarı/tablet ve telefonu bağlamak için özel ara kablolar ürettim.
- FM radyo transmitter kitiyle “fakir işi” bir bebek telsizi yaptım.
- NanoVNA ile anten ölçümleri yaptım.
- El telsizi ile UHF-VHF bantta, arduino uno ile sesi modüle ederek mors sinyali gönderen bir keyer ürettim.
- Bir android telefon anakartını APRS istasyonuna çevirdim.
- Baskı devresi hazır olan "Efe Qrp" yi dizmeye çalıştım. Eksik komponent yüzünde halen kenarda bekliyor.


0 Yorumlar