Dernekçiliğin İki Yüzü


Bir zamanlar dernek demek, imece demekti.

Dayanışma, gönüllülük, “birlikte yapabiliriz” demekti.

Ama şimdi… dernek denince akla gelen üç kelime:
Koltuk, fon ve gösteriş.

Artık dernekler ikiye ayrılıyor.
Biri parayla, diğeri prestijle besleniyor.
İkisi de farklı yollardan aynı sonuca varıyor: toplumu değil, kendini büyütmeye.


1. Parası Olan Dernekler: “Kaynak mı dediniz? Kayboldu.”

Bu derneklerin kasası doludur, ama vicdanı boştur.
Proje yazarlar, fon alırlar, sonra başlar büyük tiyatro:
Afişler, açılış konuşmaları, fotoğraflar, teşekkür plaketi…
Her şey var — bir tek toplumsal fayda yok.

Raporlarda “başarıyla tamamlandı” yazar ama kimse ne başarıyı görür ne sonucu.
Bir etkinlik yapılır, üç kişi gelir, ama sanki dünya değişmiş gibi sunulur.

Dernek binası akraba istihdamıyla doludur, harcamalar “temsil gideri” diye geçer.
Ama kimse sormaz: “Peki bu dernek kimin için vardı?”

Bu dernekler, topluma fayda sağlamak için değil, fonu eritmek için kurulmuş gibidir.
Kısacası: Para geldiyse sorun bitmiştir.
Bitmeyen tek şey ise usulsüzlük alışkanlığıdır.


2. Parası Olmayan Dernekler: “Ama koltuğu var.”

Bu derneklerin kasası bomboş olabilir ama isimleri kocamandır:
“Federasyon”, “Cemiyet”, “Platform”, “Konfederasyon”, “Merkez”...

Bir masa, birkaç sandalye, bir de WhatsApp grubu kadar aktiflerdir.
Ama görünürlük konusunda rakipsizdirler.
Her törende ön sıradalar, her davette mikrofondalar.

Yönetim kurulu toplantısı mı?
Sanmayın ki fikir tartışılır; orada sadece selfie çekilir.
Proje üretmezler, ama kartvizitte “başkan ”, “başkan yardımcısı” unvanını mutlaka taşırlar.

Prestij, onlar için bir görev değil, bir bağımlılık haline gelmiştir.
Toplumsal fayda mı? O da basın bülteninde süs cümlesidir.


3. Gerçek Dernekçilik: Vitrinin Arkasında Kalmış Bir Değer

Bu iki uç örnek yüzünden dernekçiliğe olan güven eridi, gönüllülüğün itibarı sarsıldı.
Oysa gerçek dernekçilik hâlâ var — ama sessiz.
Protokolde görünmeyen, reklam yapmayan, gerçekten çalışan küçük topluluklarda saklı.

O insanlar hâlâ “toplum için” diye çabalıyor.
Ama manşetleri onlar değil, fotoğraf tutkunu yöneticiler süslüyor.


Son Söz

Bugün birçok dernek bir şey yapmak için değil, bir şey gibi görünmek için var.
Birileri parayı tüketiyor, birileri itibarı.
Ama ikisi de aynı hatayı yapıyor: samimiyeti harcıyor.

Gerçek dernekçilik; fonla değil, inançla,
protokolle değil, emeğiyle,
koltukla değil, yürekle yapılır.

Ve bu ülkede o yürek hâlâ atan birkaç insan var.
Ne yazık ki en arkada, en sessiz köşede.

TA4JEO - ANIL ÖZER

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Amatör Telsizcilik Rehberimiz Yayında! TIKLA GİT !

X