Türkiye’de PMR Telsizlerde Acil Durum Kanalı Eksikliği: Sessizlik En Büyük Sorun
Birçok Avrupa Birliği ülkesinde ve gelişmiş haberleşme politikalarına sahip ülkelerde, PMR (Private Mobile Radio) telsizlerde acil durum kanalları yıllar önce belirlenmiş ve bu düzenleme kanunlarla sabitlenmiştir. Bu sayede vatandaşlar, afet veya acil bir durumda hangi kanalı kullanacaklarını bilmekte, arama-kurtarma ekipleriyle halk arasında ortak bir frekans zemini oluşmaktadır.
Avrupa’da Standart Var: Türkiye’de Sessizlik
Örneğin:
- İtalya, İspanya ve Fransa gibi ülkelerde 8. kanal - 1. ton (CTCSS 85.4 Hz) acil durum kanalı olarak belirlenmiştir.
- Almanya ve bazı İskandinav ülkelerinde ise 1. kanal - 12. ton (CTCSS 103.5 Hz) veya 8. kanal - 18. ton (CTCSS 131.8 Hz) “emergency channel” olarak kullanılır.
Bu ülkelerde, telsiz kullanan herkes bu kuralı bilir. Yani bir dağ kazasında, orman içinde kaybolduğunuzda veya cep telefonu çekmediğinde, PMR telsizinizle 8. kanal / 1. tona geçmeniz, yardım sinyali göndermeniz anlamına gelir.
Bu, yasayla tanımlanmış bir güvenlik refleksidir.
Türkiye’de ise tablo farklıdır.
Ne Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ne de ilgili bakanlıklar, PMR telsizlerde resmî bir acil durum kanalı veya ton kombinasyonu belirlemiştir.
Halkın Elinde Güç Var, Ama Standart Yok
Bugün Türkiye’de yüzbinlerce kişi PMR telsiz kullanıyor: doğa yürüyüşçüleri, kampçılar, off-road kulüpleri, denizciler, gönüllü arama kurtarma ekipleri, amatör telsizciler ve sıradan vatandaşlar…
Ancak her biri acil bir durumda farklı kanalda olabilir.
Birinin telsizi 4. kanalda, diğerinin 7. kanalda, bir başkasının 3. kanal 9. ton kombinasyonunda.
Sonuç: kaos ve sessizlik.
Bu durum, afet anlarında iletişim kurmayı neredeyse imkânsız hale getiriyor.
PMR telsizler cep telefonu altyapısından bağımsız çalışabildiği için, aslında afet iletişiminde hayati bir araç.
Ama bir “ortak frekans dili” olmayınca, herkes farklı bir dilde konuşuyor.
BTK ve Bakanlıklara Çağrı: Tek Bir Kanalda Buluşalım
Türkiye’de PMR telsiz kullanımı serbest; ancak bu özgürlük, bir standart eksikliğine dönüşmüş durumda.
BTK’nın veya İçişleri Bakanlığı’nın, diğer ülkelerde olduğu gibi bir düzenleme yapması gerekiyor.
Basit bir yönergeyle bile, “PMR 8. Kanal – 1. Ton (Frekans 446.09375 - CTCSS 67,0 Hz) acil durum frekansıdır” denmesi bile büyük bir fark yaratacaktır.
Böyle bir adım:
- Gönüllü ekiplerin koordinasyonunu kolaylaştırır,
- Halkı bilinçlendirir,
- Afetlerde yaşam kurtarır.
Sivil Toplumdan Gelen Ses
Bazı gönüllü telsiz toplulukları ve amatör telsizciler, Türkiye’de de kendi aralarında “8. kanal – 1. ton” sistemini benimsemeye başladı.
Ancak bu sistem, resmi bir dayanağa sahip olmadığından ülke genelinde standartlaşamıyor.
Oysa devlet kurumları bu sistemi desteklerse, halkın da benimsemesi son derece kolay olur.
Çakal Esnafa Zorunluluk
Türkiye’de hemen her alışveriş sitesinde “deprem telsizi” adı altında satılan PMR telsizler bulunuyor. Bu cihazlar genellikle ithalatçılar tarafından konteynerler dolusu şekilde Çin’den getiriliyor. Ancak bu telsizlerin kutudan çıktığında hangi frekansların yüklü olduğu çoğu zaman belli değil. Bu nedenle satın alınan telsizler önceden programlanmadan birbirleriyle iletişim kuramıyor.
Oysa çıkarılacak olası bir kanunla, sadece acil durum frekansı ve tonu belirlemek değil, aynı zamanda Türkiye’de satışa sunulacak tüm PMR telsizlerde bu frekans ve tonun cihazın ilk kanalına sabitlenmesi zorunlu hale getirilmelidir.
Böyle bir düzenleme sayesinde, bugün yalnızca adı “deprem telsizi” olan bu cihazlar, gerçekten acil durumlarda kullanılabilecek kalibreye ulaşmış olur.
Sonuç: Bir Kanal, Binlerce Hayat
Türkiye, afetlere karşı dirençli bir toplum olmayı hedefliyorsa, küçük ama hayati adımları atmak zorunda.
Bir PMR kanal standardı belirlemek, basit bir yönetmelik değişikliğiyle bile mümkündür.
Ama bu küçük adım, bir gün birinin hayatını kurtarabilir.
Çünkü afet anında her saniye değerlidir,
ama yanlış frekansta geçen her saniye kayıptır.


0 Yorumlar