POC Telsizler Üzerine Bir Amatörün Düşünceleri


“Bas konuş” artık sadece frekanslarda değil, bulutlarda da yankılanıyor.

Telsizcilikle uğraşan herkesin son zamanlarda kulağına çalınan bir kelime var: POC.
Yani “Push to Talk over Cellular”. Türkçesiyle “hücresel ağlar üzerinden bas konuş” sistemi.
Kulağa ilginç geliyor, değil mi? Telsiz gibi görünüyor ama aslında internetten çalışan bir cihaz.
Benim gibi amatör telsizciler için bu konu biraz tartışmalı. Çünkü biz telsizi elimize aldığımızda, o antenin ucundan yayılan gerçek RF sinyaliyle konuşmanın heyecanını yaşarız.
Havadaki o “taşınan ses dalgası” bizim için işin ruhudur.
Ama POC cihazlarda işler biraz farklı.

Telsiz mi, Yoksa İnternetli Bas Konuş Cihazı mı?

POC telsiz, görünüş olarak bildiğimiz el telsizlerine benziyor. Üzerinde PTT tuşu var, hatta bazılarında anten bile bulunuyor.
Ama o anten çoğu zaman “süs”. Çünkü cihaz, konuşmayı Wi-Fi, 4G veya 5G bağlantısı üzerinden bir sunucuya gönderiyor, oradan da diğer kullanıcılara ulaştırıyor.

Yani aslında ortada radyo frekansı yok, röle yok, call sign yok
Ama ses var. Hem de tertemiz, parazitsiz, net.


Kullanım Kolaylığı ve Teknolojik Rahatlık

Şunu kabul etmek lazım:
POC telsizler teknik olarak çok konforlu.
Cihazı açıyorsun, internete bağlanıyorsun, ve dünyanın öbür ucundaki kullanıcıyla “grup” üzerinden anında haberleşiyorsun.
GSM çektiği sürece menzil sınırı yok. Röle kurmana gerek yok.
Birkaç tıklamayla yüzlerce kişilik ekipleri yönetmek mümkün.

Afet bölgelerinde, saha koordinasyonlarında ya da şirketlerin iç haberleşmesinde bu sistemler gerçekten işe yarıyor.
Ben de birkaç kez denedim; özellikle mobil uygulama tarafı (örneğin Zello, RealPTT gibi) gayet başarılı.


Ama Amatör Ruh Nerede?

İşte tam bu noktada içimde bir çatışma başlıyor.
Çünkü POC cihazla konuşurken spektrumda hiçbir iz bırakmıyorum.
Ne bir çağrı işareti, ne bir frekans disiplini, ne de bir anten ayarı var.
Her şey dijital, her şey sanal.

Biz amatör telsizciler için bu hobi sadece konuşmak değil; dalga yayılımını anlamak, anten kurmak, propagasyonu gözlemlemek, acil durumlarda bağımsız iletişim kurabilmek demek.
POC ise tüm bunları bir kenara itiyor ve “ben internetten hallederim” diyor.

Bu yüzden bazı amatör dostlar, POC’u “gerçek telsiz değil” olarak görüyor.
Ben de bu görüşe tamamen katılmasam da anlıyorum; çünkü POC cihaz, telsiz gibi hissedilse de RF dünyasının ruhunu taşımıyor.


Hibrit Cihazlar: İki Dünyayı Birleştiren Köprü

Son dönemde UHF/VHF + 4G destekli hibrit cihazlar çıktı.
Mesela Anysecu, Inrico, Kirisun gibi markalar, hem geleneksel frekanslarda hem de internet üzerinden çalışan modeller üretiyor.
Bu cihazlar bir nevi “iki dünyanın arasında” duruyor.
Bir yanda klasik telsiz frekansı, diğer yanda IP tabanlı ağ.
İşte bana sorarsanız, gelecek bu hibrit modellerde.
Çünkü hem amatör ruhu koruyorlar, hem de modern iletişim olanaklarını sunuyorlar.


Son Söz

POC telsizleri bir amatör telsizci olarak tamamen reddetmiyorum.
Ama onları “telsiz” değil, “haberleşme aracı” olarak görüyorum.
Afet anında işe yarayabilir, saha koordinasyonunda kurtarıcı olabilir — ama amatör telsizciliğin o büyüsünü, RF kokusunu yaşatmaz.

Bir gün elimdeki el telsizinden gökyüzüne sesimi gönderirken, POC cihazdan gelen bildirim sesi kulağıma çalınıyor…
O anda içimden şu cümle geçiyor. “Teknoloji değişse de, gerçek telsizcilik hâlâ dalgaların içinde.”

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Amatör Telsizcilik Rehberimiz Yayında! TIKLA GİT !

X