İyi Niyetle Başlayan Bir Hamlenin İzcilikte Yarattığı Kırılma


Bir amatör telsiz blogunda bu konu neden ele alınıyor ? Çünkü izcilik ve amatör telsizcilik birlikte JOTA-JOTİ faaliyetleri gerçekleştiriyor. İzcilik ve amatör telsizcilik, ayrı dünyaların uğraşları gibi görülse de aslında aynı felsefi zeminden beslenir: kendi kendine yetebilme, disiplin, sorumluluk, doğru bilgiyle hareket etme ve kriz anında iletişimi sürdürebilme. Bu iki alanın yollarının bugün Türkiye’de neredeyse hiç kesişmemesi bir tesadüf değil; sistematik bir ihmalin sonucudur. Zira JOTA-JOTİ faaliyeti gerçekleştiren izci klübü sayısı bir elin parmağını geçmez. 

Ayrıca ben çocukluk ve gençlik yıllarımda bir izciydim ve babam da Ocakbaşı rütbeli bir izci lideriydi. Yani yaşadığım şeyi konuşabilirim vesselam.

İyi Niyet Mi, Planlı Şer Mi ?

Türkiye’de izcilik faaliyetleri uzun yıllar boyunca Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altında, doğrudan okullar aracılığıyla yürütüldü. Bu modelin önemli bir avantajı vardı: izcilik, çocuğun eğitim hayatının doğal bir parçasıydı. Öğretmenler, okul yönetimi ve veliler sürecin içindeydi. Ancak bu yapının ciddi bir yapısal dezavantajı da bulunuyordu.

Bir çocuk ilkokulda izci oluyor, izcilik kültürünü tanıyor ve bu faaliyet içinde gelişiyordu. Fakat ortaokula ya da liseye geçtiğinde, yeni okulunda izcilik faaliyeti yoksa tüm bu birikim bir anda kesintiye uğruyordu. Çocuğun izcilik serüveni, tamamen idari bir boşluğun kurbanı oluyordu.

Bu sorunu ortadan kaldırmak için iyi niyetli bir çözüm üretildi. İzcilik faaliyetlerinin yürütücülüğü Milli Eğitim Bakanlığı’ndan alınarak Gençlik ve Spor Bakanlığı’na devredildi. Yeni modelde çocuklar ve gençler, okullardan bağımsız olarak, bağlı bulundukları ilin Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri bünyesinde kurulan kulüplerde faaliyet gösterecekti. Böylece okul değişiklikleri izcilik faaliyetlerini sekteye uğratmayacak, süreklilik sağlanacaktı.

Kağıt üzerinde bakıldığında bu düzenleme son derece mantıklıydı. Ancak Türkiye’nin sosyolojik gerçekleri hesaba katılmadığında, iyi niyetle yapılan hamleler çoğu zaman beklenmeyen sonuçlar doğurur.

Boşluklar Asla Boş Kalmaz

Türkiye gibi tarikat ve cemaatlerin uzun yıllardır örgütlü, sistematik ve agresif biçimde insan kaynağı devşirdiği bir ülkede, çocuklara ve gençlere yönelik yeni bir alan açtığınızda bu alanın kimler tarafından doldurulacağını iyi hesaplamak gerekir. Ne yazık ki bu hesap yapılmadı.

Maddi kaynak sıkıntısı yaşamayan, güçlü organizasyon kabiliyetlerine sahip tarikat ve cemaat yapıları, bu yeni izcilik kulübü modelini bir fırsat olarak gördü. Kısa sürede çok sayıda “kulüp” kuruldu. İsimleri izcilikti, tabelaları izcilikti; ancak ruhu, hedefi ve yönü izcilikle ilgisizdi.

İzcilik; doğayla temas, bireysel sorumluluk, eleştirel düşünme, dayanışma ve karakter gelişimi üzerine kurulu bir faaliyettir. Oysa bu yapıların birçoğu için izcilik, yalnızca daha erken yaşta “insan kazanmanın” bir aracıydı. Faaliyet, amacından koparıldı; izcilik bir araçsallaştırma nesnesine dönüştürüldü.

Ayakta Kalmaya Çalışan Gerçek İzcilik

Bu tablo içinde, tarikat ve cemaatlerden tamamen bağımsız şekilde izcilik yapmaya çalışan az sayıda kulüp var. Bu kulüpler büyük ölçüde gönüllülükle, velilerin maddi ve manevi desteğiyle ayakta durmaya çalışıyor. Ancak gerçekçi olmak gerekirse, maddi kaynak olmadan izcilik faaliyetlerinin önemli bir kısmını sürdürebilmek mümkün değil.

Kamplar, doğa faaliyetleri, eğitim malzemeleri, ulaşım ve lojistik ciddi maliyetler gerektiriyor. Devlet desteğinden mahrum bırakılan, sponsorluklara erişimi sınırlı olan bu kulüpler, çoğu zaman izciliğin özünü oluşturan faaliyetlerden feragat etmek zorunda kalıyor. Bu da çocuklar için eksik, liderler için ise yıpratıcı bir sürece dönüşüyor.

Kaybedilen Liderler, Kayıp Gelecek

Belki de en ağır bedel burada ödeniyor. Bu ortam, birçok deneyimli izci liderinin zamanla izcilikten soğumasına ve tamamen uzaklaşmasına neden oldu. Yıllarını bu işe vermiş, gönüllü ruhla çalışan insanlar; yalnız bırakıldıklarını, emeklerinin değersizleştiğini hissederek sahadan çekildi.

Daha da kötüsü, potansiyel izci lideri adayları bu tabloyu gördüklerinde henüz yolun başında vazgeçiyor. İzcilik gibi uzun soluklu, sabır ve fedakârlık gerektiren bir faaliyetin geleceği, işte bu noktada ciddi bir risk altına giriyor.

Peki Ne Yapılmalı? İzcilik İçin Gerçekçi ve Uygulanabilir Çözüm Önerileri

Sorunu teşhis etmek tek başına yeterli değildir. Asıl mesele, iyi niyetli bir faaliyetin yeniden rayına nasıl oturtulacağıdır. İzcilik Türkiye’de hâlâ kurtarılabilir bir alandır; ancak bunun için romantik söylemler değil, yapısal ve cesur adımlar gerekir.

1. İzcilikte Bağımsızlık ve Şeffaflık Esas Olmalı

İzcilik kulüplerinin kuruluş ve faaliyet süreçleri açık, denetlenebilir ve şeffaf olmak zorundadır.
Bugün yaşanan en büyük sorunlardan biri, “kulüp” adı altında faaliyet yürüten yapıların ideolojik ya da dini amaçlarını saklayabilmesidir.

Öneri:

  • Kulüp kuruluşlarında sadece evrak değil, faaliyet planı, lider profili ve eğitim içeriği denetlenmeli.
  • Tüm izcilik kulüpleri yılda en az bir kez açık faaliyet raporu yayınlamalı.
  • Bu raporlar velilerin ve kamuoyunun erişimine açık olmalı.

Şeffaflık, izciliği korumanın ilk ve en etkili filtresidir.

2. Liderlik Sistemi Yeniden İnşa Edilmeli

İzcilik, liderle ayakta duran bir faaliyettir. Bugün sistem; nitelikli, sorgulayan ve bağımsız liderleri değil, “uyumlu” olanları teşvik etmektedir. Bu da doğal olarak kaliteyi düşürmektedir.

Öneri:

  • İzci liderliği eğitimleri merkezi, laik ve bilimsel bir müfredatla yeniden düzenlenmeli.
  • Liderlerin sadece teknik değil; pedagojik, etik ve afet bilinci eğitimlerinden geçmesi zorunlu olmalı.
  • Liderler, siyasi veya dini referanslarla değil, yetkinlik ve saha deneyimiyle değerlendirilmelidir.

Liderini kaybeden izcilik, geleceğini de kaybeder.

3. Devlet Desteği Kulübe Değil, Faaliyete Verilmeli

Bugün maddi kaynaklara erişim, izcilikteki adaletsizliğin temel nedenlerinden biri. Güçlü sermayesi olan yapılar kolayca faaliyet yapabilirken, bağımsız kulüpler ayakta kalmakta zorlanıyor.

Öneri:

  • Destekler kulüplere doğrudan değil, faaliyet bazlı verilmelidir.
  • Kamp, eğitim, afet tatbikatı, doğa yürüyüşü gibi etkinlikler için proje çağrıları açılmalı.
  • Değerlendirme süreci kör jüri mantığıyla, kulüp ismi gizlenerek yapılmalı.

Böylece destek, kime ait olduğuna göre değil, ne yaptığına göre dağıtılır.

4. İzcilik Afet Bilinciyle Yeniden Tanımlanmalı

Türkiye bir afet ülkesidir. Buna rağmen izcilik faaliyetleri afet bilinciyle yeterince entegre değildir. Oysa izcilik, doğru kurgulandığında toplumun en güçlü sivil afet kapasitesini oluşturabilir.

Öneri:

  • İzcilik programlarına ilk yardım, temel arama-kurtarma, haberleşme ve kriz yönetimi zorunlu modüller olarak eklenmeli.
  • AFAD, amatör telsiz dernekleri ve bağımsız sivil yapılarla protokoller yapılmalı.
  • İzci kampları sadece doğa faaliyeti değil, afet hazırlık kampları olarak da planlanmalı.

Bu yaklaşım, izciliği “hobi” olmaktan çıkarıp toplumsal bir değer haline getirir.

5. Veliler Seyirci Değil, Paydaş Olmalı

Mevcut sistemde veliler genellikle yalnızca aidat ödeyen pasif izleyiciler konumunda. Oysa izcilik, kapalı kapılar ardında yürütülecek bir faaliyet değildir.

Öneri:

  • Kulüpler, veliler için düzenli bilgilendirme ve gözlem günleri düzenlemeli.
  • Veli temsilcileri, kulüp denetim mekanizmalarına dahil edilmeli.
  • Velilerin soru sorması, eleştirmesi ve talepte bulunması teşvik edilmelidir.

Kapalı yapıların en sevmediği şey, bilinçli velilerdir.

6. “Her Yerde İzcilik” Değil, Doğru İzcilik

En büyük yanılgılardan biri, niceliğin niteliğin önüne geçirilmesidir. Çok sayıda kulüp, çok sayıda izci, çok sayıda üniforma… Ama içi boş.

Öneri:

  • Kulüp sayısı değil, faaliyet kalitesi ölçülmeli.
  • Gerekirse bazı kulüpler kapatılmalı; kaynaklar daha az ama daha nitelikli yapılara yönlendirilmelidir.
  • İzcilik bir vitrin değil, uzun soluklu bir eğitim sürecidir.


İzcilik Ya Kurtarılır, Ya Da Sessizce Yok Olur

İzcilik bugün bir yol ayrımındadır.
Ya bağımsız, çağdaş ve toplum yararına bir gençlik faaliyeti olarak yeniden inşa edilecek;
ya da ideolojik, kapalı ve araçsallaştırılmış yapılar içinde anlamını tamamen yitirecektir.

Bu mesele sadece izcilerin değil; çocuklarının nasıl bir toplumda büyümesini istediğini düşünen herkesin meselesidir.

Çünkü izcilik doğru yapıldığında:

  • itaatkâr bireyler değil,
  • sorumluluk sahibi yurttaşlar yetiştirir.

Ve bir toplum için bundan daha değerli çok az şey vardır.

Sonuç: İyi Niyet Yetmez

İzcilik örneği bize şunu bir kez daha gösteriyor: İyi niyetle yapılan idari düzenlemeler, ülkenin sosyal gerçekleri ve güç dengeleri hesaba katılmadan hayata geçirildiğinde, sorunu çözmek yerine daha derin ve karmaşık hale getirebilir.

Boş bırakılan alanlar mutlaka doldurulur. Önemli olan, bu alanları kimlerin, hangi amaçlarla doldurduğudur. İzcilik; bağımsız, laik, bilimsel ve evrensel değerler üzerine inşa edilmediği sürece, yalnızca adı izcilik olan bir kabuktan ibaret kalır.

Ve en acısı da şudur: Bedeli her zaman çocuklar ve gençler öder.


TA4JEO - İzcilik üzerine..

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Amatör Telsizcilik Rehberimiz Yayında! TIKLA GİT !

X