Duyuların Ötesinde: Amatör Telsizcilik ve Görünmeyen Evren


İnsan, sahip olduğu sınırlı duyu yetenekleriyle evrende kör ve sağır gibidir.

Hoimar von Ditfurth, Dinozorların Sessiz Gecesi

İnsanın evreni algılayışı, gözleriyle gördüğü ışık ve kulaklarıyla duyduğu seslerle sınırlıdır. Oysa doğa, bizim fark edemediğimiz çok daha geniş bir “görünmeyen deniz” içinde işler. Bu deniz, elektromanyetik radyasyon spektrumudur. Daha önce bir blog yazımızda frekans spektrumunu anlatmıştık ama hem Hoimar von Ditfurth'u tekrar anmak, hem de insan tarafından işitilebilir ve görülebilir dalga aralıklarının ne kadar küçük olduğunu bir daha farketmek adına yeni lakırdılar etmeye karar verdik.

Görünür Işığın Dar Penceresi

Elektromanyetik spektrum, kilometrelerce uzunluktaki radyo dalgalarından, atom çekirdeklerinin boyutuna inen gama ışınlarına kadar uzanır. Ancak insan gözü, bu devasa aralığın yalnızca 400 ila 700 nanometre arasındaki kısmını — yani görünür ışığı — algılayabilir.
Bu, spektrumun yalnızca milyarda birine denk gelen dar bir dilimdir.

Kısacası, evrenin ışığı bizi kuşatır ama biz onun yalnızca minicik bir penceresinden bakarız.

Sesin Sınırları

İşitme duyumuz da aynı derecede kısıtlıdır. İnsan kulağı yaklaşık 20 Hz ile 20.000 Hz arasındaki titreşimleri duyar.
Bunun altında kalan infrases (örneğin depremlerden yayılan düşük frekanslar) ve üstündeki ultrases dalgalar (yarasaların yön bulma sesleri gibi) bizim için tamamen sessizdir.

Aslında “sessiz” olan şey, yalnızca duyu organlarımızın yetersizliğidir. Evren, titreşimlerle ve dalgalarla dolu bir senfoni çalar — bizse o orkestradan yalnızca birkaç notayı duyabiliriz.


Radyo Dalgaları: Görünmeyen Evrenin Sesi

Gözümüzün göremediği, kulağımızın duyamadığı bu görünmez frekans dünyasında amatör telsizciler de  faaliyet gösterir.
Onlar, elektromanyetik spektrumun HF (High Frequency), VHF (Very High Frequency) ve UHF (Ultra High Frequency) gibi bölgelerinde sinyaller gönderir ve alırlar. (bkz:frekans spektrumu)

Bu dalgalar kilometrelerce uzağa gider, atmosfer katmanlarında yansır, iyonosferde dans eder, güneş lekeleriyle güçlenir ya da zayıflar.
Bir amatör telsizci, bu görünmez dalgaları duyar, yorumlar, manipüle eder — adeta insanın duyularına yeni bir katman ekler.

Telsizcilik: Yeni Bir Duyu Organı Gibi

Amatör telsizcilik, insanın doğal sınırlarını aşma çabasının somut bir örneğidir.
Radyo alıcıları ve vericileri, aslında gözümüzün göremediğini, kulağımızın duyamadığını görünür ve duyulur hale getiren araçlardır.
Bir telsiz anteni, görünmeyen elektromanyetik dalgaları yakalayan yapay bir “kulak”; bir verici ise uzaya doğru sesimizi taşıyan “yapay bir ses telleri” gibidir.

Bu açıdan bakıldığında, telsizcilik yalnızca bir hobi değil, insanın duyusal evriminde küçük bir sıçramadır.
Telsizci, doğanın sessiz alanlarını dinleyen modern bir “duyusal kâşif”tir.

Evrenin Sessizliğine Kulak Vermek

Hoimar von Ditfurth’un dediği gibi, evren bize göre sessiz ve karanlıktır.
Ama aslında o, sürekli konuşur — sadece biz onu dinleyecek yetenekten yoksunuzdur.

Amatör telsizciler, bu sessizliğin içine antenlerini uzatır ve görünmeyen dünyayı duyulur kılar.
Onların uğraşı, bilimin, merakın ve insanın doğuştan gelen “daha fazlasını görmek” arzusunun bir yansımasıdır.

Belki de bir gün, teknolojinin yardımıyla gerçekten “evrenin sesini” duyabileceğiz.
Ama o gün gelene kadar, telsizciler bu görünmeyen dünyada var olmaya devam edecek.


TA4JEO - Hoimar von Ditfurth / Alman Hekim ve Bilim Yazarı anısına..

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Amatör Telsizcilik Rehberimiz Yayında! TIKLA GİT !

X