Amatör telsiz dünyasında güç, çoğu zaman bir prestij göstergesi olarak algılanır. “Kaç watt basıyorsun?” sorusu, bazen antenin ne kadar iyi olduğundan, operatörlüğün ne kadar temiz olduğundan ya da sinyalin ne kadar verimli yayıldığından daha çok konuşulur.
Oysa aynı anda, milyonlarca kilometre öteden gelen uzay araçlarıyla iletişim kuran uzay ajansları QRP sayılabilecek güçlerle çalışmaktadır.
Bu noktada durup şu soruyu sormak gerekir:
Uzay ajansları QRP yapıyorsa biz neden hâlâ 1 kW peşindeyiz?
Uzay Ajanslarının “QRP” Gerçeği
NASA, ESA veya JAXA gibi ajansların derin uzay görevlerinde kullandığı verici güçleri, çoğu amatörü şaşırtır:
- Voyager 1: ~20 W
- Mars yörünge araçları: 10–25 W
- Ay görevleri: genellikle 5–20 W aralığı
Bu araçlar, Dünya’dan milyonlarca hatta milyarlarca kilometre uzaktayken bile veri aktarabiliyor.
Biz ise bazen 300 km ötedeki bir istasyon için 500 W’ın “yetersiz” olduğunu konuşuyoruz.
Burada sorun güçte değil; yaklaşımda.
Gücün Yerine Ne Koyuyorlar?
Uzay ajanslarının başarısı üç temel sütuna dayanır:
1. Anten Kazancı (Gerçek Kazanç)
Derin uzay yer istasyonlarında kullanılan 34 m – 70 m çapındaki parabolik antenler, 60 dBi’lere varan kazanç sağlar.
Bu, 20 W’lık bir sinyalin akıl almaz bir EIRP değerine ulaşması demektir.
Biz ise 1 kW verip kötü ayarlanmış bir antenle kazancı çöpe atabiliyoruz.
2. Gürültüyle Savaş, Güçle Değil
Uzay haberleşmesinde temel hedef:
- Gürültü tabanını düşürmek
- Alıcı hassasiyetini artırmak
Bunun için:
- Ultra düşük gürültülü LNA’lar
- Soğutmalı alıcı sistemleri
- Dar bantlı filtreler
- Son derece disiplinli RF zincirleri kullanılır
Amatör dünyada ise çözüm genelde daha basittir:
“Biraz daha watt basalım.”
3. Modülasyon ve Kodlama Zekâsı
Uzay ajansları:
- BPSK, QPSK
- Çok güçlü ileri hata düzeltme (FEC)
- Saniyede birkaç bitlik veri hızlarını bile kabul eden protokoller kullanır.
Biz ise çoğu zaman:
- Geniş bant
- Gürültüye açık
- Spektral verimliliği düşük modlarla çalışıp sonra “neden duyulmuyorum?” diye sorarız.
Amatör Telsizcilikte 1 kW Takıntısı Nereden Geliyor?
Bu sorunun teknik değil, kültürel cevapları var:
- Ego: Güç = güçlülük algısı
- Kolay yol: Anten ve ortam sorunlarını watt ile örtme
- Award kültürü: “Daha çok QSO, daha çok ülke” baskısı
- Şehir gürültüsü: Asıl sorun RF kirliliği ama suç watt’ta aranıyor
Sonuçta ortaya şu tablo çıkıyor:
Zayıf anten + gürültülü ortam + yüksek güç = verimsiz istasyon
QRP Aslında Ne Öğretir?
QRP, bir “kısıtlama” değil; bir eğitim yöntemidir.
QRP yapan bir amatör:
- Antenini gerçekten öğrenir
- Yayılımı takip eder
- Gürültüyü tanır
- Operatörlük disiplinini geliştirir
Ve en önemlisi:
“Bağlantıyı ben yaptım” diyebilir. Ampli değil.
Uzay Ajanslarının Mesajı Net
Uzay ajansları bize şunu söylüyor:
“Sorun gücün azlığı değil, sistemi anlamaman.”
Eğer 20 W ile Voyager’dan sinyal alabiliyorsan,
40 metre bandında 1 kW’a mahkûm değilsin.
Son Söz: Watt Fetişizmini Bırakmak
Bu yazı 1 kW’a karşı bir manifesto değil.
Gücün gerektiği yerler elbette vardır.
Ama şu soruyu kendimize sormadan da edemeyiz:
Antenim mükemmel mi?
Gürültü tabanım düşük mü?
Modülasyonum ve disiplinim doğru mu?
Eğer bu soruların cevabı “hayır” ise,
1 kW sadece daha gürültülü bir çaresizliktir.
Uzay ajansları QRP yapıyorsa,
belki de bizim biraz daha az watt,
biraz daha çok akıl peşinde koşmamız gerekiyordur.
TA4JEO - Yüksek watt fetişizmi üzerine..


0 Yorumlar