Soğuk Savaş bittiğinde duvarlar yıkıldı ama ether boş kalmadı. Tam tersine…
Doğu Bloku’nun kapalı devre, askeri ve devlet kontrollü haberleşme dünyası bir anda sivil amatörlerin, koleksiyonerlerin ve “eski demir” meraklılarının önüne açıldı. Bugün hâlâ atölyelerde, sahra çantalarında ve amatör istasyonlarda karşımıza çıkan birçok efsane cihazın hikâyesi işte bu dönemde başladı.
Bu yazı, katalog bilgisi değil; sahadan gelen hikâyeler, teknik miras ve zihniyet farkları üzerine.
“Bizde Çalışsın Yeter” Felsefesi
Doğu Bloku telsizleri Batılı muadilleriyle kıyaslandığında genellikle:
- Ağır
- Hantal
- Kaba işçilikli
- Ama inanılmaz dayanıklı idi.
Batı’da ergonomi, kullanıcı konforu ve estetik öne çıkarken; Doğu’da öncelik şuydu:
“Bu cihaz nükleer serpintide, -30°C’de ve eğitimsiz askerle çalışacak mı?”
Bu yüzden:
- Düğmeler büyük
- Devreler ayrık
- Toleranslar geniş
- Şemalar basit ama tamir edilebilir
Bu zihniyet, Soğuk Savaş sonrası amatör telsizcilikte bambaşka bir değer kazandı.
Askeriyeden Pazara: Bir Geçiş Hikâyesi
1990’lardan sonra:
- Depolar boşaltıldı
- Ordular küçüldü
- Eski askeri ekipmanlar sivil pazara düştü
Polonya, Çekya, Macaristan, Bulgaristan ve eski SSCB coğrafyasından:
- HF manpack’ler
- VHF/FM askeri telsizler
- Kripto üniteleri sökülmüş cihazlar
- Sahra güç kaynakları amatörlerin eline geçti.
Birçok amatör ilk HF deneyimini:
- R-105
- R-107
- R-123
- R-326
- RBM-1 gibi cihazlarla yaşadı.
Çoğu zaman:
- Frekanslar amatör bantlara birebir uymuyordu
- Modülasyonlar “garipti”
- Anten konnektörleri NATO standardı değildi
Ama işte tam da bu yüzden homebrew kültürü canlandı.
Modlayan Amatörler, Hayatta Kalan Devreler
Batı’da modlama genellikle “ek özellik” içindi.
Doğu Bloku cihazlarında ise modlama zorunluluktu.
Amatörler:
- Kristal değiştirerek frekans kaydırdı
- Lambalı PA katlarını yeniden ayarladı
- Askeri konektörleri söküp BNC taktılar
- Gürültülü güç kaynaklarını lineer regülatörle değiştirdiler
Bu süreç, birçok amatörü sadece kullanıcı değil:
mühendis–tamirci–deneyci yaptı.
Bugün “eski okul amatör” diye andığımız birçok kişi, elektroniği bu cihazlarla öğrendi.
Dinleme Kültürü: Sessizliğin Okunması
Soğuk Savaş boyunca Doğu Bloku ülkelerinde:
- Dinlemek serbestti
- Konuşmak kontrollüydü
Bu kültür, SWL (Shortwave Listening) alışkanlığını çok geliştirdi.
Sonrasında:
- Eski askeri alıcılar sivil ellere geçti
- Geniş bant, yüksek dinamik aralıklı alıcılar
- Aşırı seçici IF filtreleri
Amatörlere şunu öğretti:
“Her sinyal konuşmak için değildir; bazıları sadece dinlenir.”
Bugün WSPR, QRSS, weak signal gibi disiplinlerin Doğu Avrupa’da hızlı benimsenmesi tesadüf değildir.
Minimalizm ve QRP’nin Sessiz Kökeni
İlginçtir:
- Doğu Bloku askeri doktrini genellikle düşük güçlü, kısa süreli yayın üzerine kuruluydu.
- Uzun süreli, yüksek güçlü yayınlar hedef olma riskini artırıyordu.
Bu yaklaşım:
- QRP felsefesine
- Kısa yayın, doğru zaman, doğru frekans disiplinine çok benzerdir.
Bugün Batı’da QRP bir “romantik tercih” iken; Doğu’da bu bir hayatta kalma refleksiydi.
Günümüze Kalan Miras
Bugün Çin üretimi SDR’ler, dijital modlar ve yazılım tanımlı her şey çağındayız.
Ama hâlâ:
- Bir Doğu Bloku cihazını açtığında
- Şemaya baktığında
- “Bu böyle de çalışır” hissini aldığında şunu fark ediyorsun:
Bu cihazlar bir teknoloji değil, bir zihniyet taşıyor.
Dayanıklılık, sadelik ve bağımsızlık.
Son Söz
Soğuk Savaş bitti.
Ama Doğu Bloku telsizleri hâlâ konuşuyor — bazen literal, bazen metaforik olarak.
Ve bize şunu fısıldıyor:
“Güç, watt’ta değil; anlayıştadır.”


0 Yorumlar